0

World Media Akademie’de 2. hafta

World Media Group’un Medya Derneği’nin desteği ile gerçekleştirdiği World Medya Akademisi’nin ikinci hafta konukları Hessen eyaletinin RTÜK’ü olarak adlandırılan LPR Başkanı Prof. Dr. Wolfgang Theanert, Bugün Gazetesi’nden Adem Yavuz Arslan, Frankfurter Rundschau’dan Canan Topçu ve Star gazetesi ekonomi yazarı Cemil Ertem’di. Arslan, gazeteci adaylarına dürüst ve doğru yayıncılığın önemini anlatırken Prof. Theanert da medyada özel hayatın gizliliğine vurgu yaptı.

Gazetecilik teknik olarak öğrenilir, zor olan sahaya çıkıp kendini göstermek

Almanya’daki Türk gençlerinin medyaya olan ilgisini artırmak amacıyla düzenlenen World Medya Akademisi’nde ikinci hafta geride kaldı. Genç gazeteci adayları, medyanın farklı alanlarda ün yapmış deneyimli isimlerden gazeteciliğe dair önemli bilgiler edinme fırsatı yakaladı. Almanya’nın çeşitli şehirlerinden gelen 80’e yakın katılımcıya ilk olarak Bugün gazetesi Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan seslendi. Seminerine “Aranızda en son yazılarım hakkında bilgisi olan kaç kişi var” sorusu ile başlayan Arslan, gazetecilik mesleğinin önemli unsurlarından birinin ‘muhatabını tanımak’ ve ‘hazırlıklı olmak’ olduğunu söyledi. İyi bir gazeteci muhatabının karşısına dersine iyi çalışarak, kiminle görüştüğü bilerek çıkması gerektiğini söyleyen Arslan, gazeteciliği teknik taraflarının biraz emek harcayarak kısa zamanda öğrenebileceğini esas zorlu kısmın ise sahaya çıkıp kendini göstermekte gizli olduğuna işaret etti. “Haber nedir?” sorusunun cevabını bulan kişinin gazetecilik yolunu yarıladığını söyleyen Arslan cevabı da katılımcılardan esirgemedi: “Kim ne konuşuyorsa haber odur.”

Arslan, gazeteci ile siyasetçiler ve haber kaynakları arasındaki ilişkinin nasıl olma gerektiği konusunda da önemli ipuçları verdi. Gazetecilerin birer “hancı” siyasîlerin birer “yolcu” olduğunu vurgulayan deneyimli gazeteci, bunun da gazetecinin tüm servetinin ismi olduğu bilinciyle ve yaptığı işe toz kondurmamak için dönemlere göre hareket etmeyerek sağlanabileceğini söyledi.

Herkesten önce her şeyi bilen; fakat bunu yeri ve zamanı geldiğinde kullanabilen bir gazetecinin ise tarihin akışına yön verebilmek gibi çok önemli bir pozisyona sahip olduğuna da işaret etti.

Gündem belirleme yeteneğine sahip olmanın ince buz üzerinde yürümek gibi olduğunu vurgulayan gazeteci Arslan, “Kullanılmadığına emin olunarak fikirleri beyan etmek, içinde en ufak bilgi yanlışına yer vermemek gazetecinin sorumluluğundadır. Çok önemli bir iştir gazetecilik; aracı kılınır da âlet olursan memleketin kaderiyle oynarsın” dedi. Gazeteciliği bir maraton koşusuna benzeten Arslan, “Yıllarca iletişimde kalınan ve uzun süre haber çıkmayan bir kaynaktan beklemediğiniz bir zamanda çok önemli bir haberler gelebilir. Bunu sağlam bir irtibatla sağlayabilirsiniz. Ancak bunu yaparken kaynağın sizi manipüle etmesini de engellemelisiniz” dedi.

Gazeteci polis baskısıyla da olsa haber kaynağını belirtmek zorunda değil 

Arslan’dan sonra kürsüye ‘Hessen eyaletinin RTÜK’ü olarak adlandırılan Landesmedienanstalt (LPR) Başkanı Prof. Wolfgang Thaenert geldi. Konuşmasında medyada özel hayata saygı konusuna vurgu yapan profesör, gazetecinin görev ve sorumluluklarının neler olduğunu anlattı. Habercilerin kaynaklarını polisin baskısıyla da olsa söyleme gibi bir mecburiyeti olmadığını vurgulayan Thaenert, bunun hiç bir şekilde cezalandırılmayacağını söyledi. Kişilere danışmadan fotoğraf ve görüntü çekmenin yasak olduğunu vurgulayan Alman profesör, eğer açık bir toplantı olunca bunun kaçınılmaz olduğunu ve bir sakıncasının olmadığını ekledi. Başbakan bile olsa özel hayata dair fotoğraf çekmenin yasak olduğunu söyleyen Alman profesör, spor yaparken ya da reklam amaçlı, karalamadan yapılan haberlerin bir sakıncası olmadığını vurguladı. Prof. Theanert, karikatürlerin ve hicivlerin sınırları olmamakla birlikte insanların inançları ve özel hayatlarının fazla rencide edilmemesi gerektiğini de kaydetti.

ZAHİDE OKUN, MİKAİL BAYRAM ÖZDEMİR LEVENT UÇAR, OFFENBACH

10 yıl önce yabancı gazeteciler Alman takma isimle yazıyordu

Akademinin ikinci hafta konukları arasında Frankfurter Rundschau’dan Canan Topçu yer aldı. Topçu, ‘Göçmen kökenli gazeteci olmanın avantajları ve dezavantajları’ başlıklı konuşmasını ilginç detaylarla süsledi. Göçmen kökenlilerin Alman medyasındaki varlığının gelişimi hakkında açıklamalarda bulunan Topçu, bundan 10 yıl öncesine kadar göçmenlerin Alman medyasındaki varlığının yok denecek kadar az olduğunu anlattı. Yabancı uyruklu gazetecilerin o yıllarda haberlerini hep Alman bir takma ad altında yayınlandığını söyleyen deneyimli gazeteci, “Bundan 10 yıl önce basılı ve görsel medyada tek tük yabancı gazeteci bulunurken, artık hem federal hem bölge gazetelerinde birçok göçmen gazeteci çalıştığını ifade etti.

———–

Uzmanlığı olan gazeteciler artık daha etkili

Star Gazetesi Ekonomi Yazarı Cemil Ertem de basında uzmanlık konusunun önemine değindi. Artık uzmanlığı olan gazetecilerin daha etkili olduğunu vurgulayan Ertem, özellikle ekonomi haberlerinde sadece olan biteni aktaran degil, yorumlayabilen gazetecinin güçlü olduğunu ifade etti. Ham habere herkesin ulaşabildiğini gerçek habercinin ise nedenler ve olası sonuçlar arasında yorum yapabilen kişi olduğunu söyledi. Habercinin hangi alanda gazetecilik yapıyorsa yapsın ekonomiyi bilmesi gerektiğini vurgulayan deneyimli gazeteci, “Süreci anlamak için yaşadığımız dönemin dinamiklerini anlamamız gerekir” dedi.