0

Medya Seminerleri 2011 / 3. Hafta, 2. Seminer

“Dış Basınla İlişkiler”

BÜLENT KENEŞ, Today’s Zaman / Genel Yayın Yönetmeni

Üçüncü hafta seminerlerinde kürsüye çıkan son isim, Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş oldu. Lagendijk’in konuşmasında katılmadığı noktaları da belirten Keneş, medyadaki temsil sorunu, batılı medyanın oryantalist yaklaşımı, Türk gazetelerindeki tanımsızlık,  objektivite oyunu ile objektifmiş gibi davranma arasındaki farklılıklar gibi konulara değindi. Keneş’in konuşmasından bazı detaylar şöyle:

— Patronaj yapısı Batı medyasında bizden çok farklı değil.  Medyanın bağımsızlığının, medya patronlarının başka işlerde olmayışıyla ölçülmesini yanlış buluyorum.

— Amerika’nın %80’i birbirine çok kenetli bir grup tarafından temsil ediliyor. Böylelikle anti İslam imajının nasıl yayıldığını görebiliyorsunuz. Fox News farklı çalışıyor, doğru, ama bağımsızlığı yalnızca Joost’un baktığı noktadan ölçmeyi  doğru bulmuyorum.

—  The Times, Los Angeles Times gibi gazeteler ile iş birliği yaptık ama onların, bizimle alakalı saha haberlerini kullanmak istediğimizde, objektif yazmayı çabalasalar da, yazıların belli bir Amerikan düşünce yapısıyla kaleme alındığını gördük. Gazetecilik bilimsel bilgi, evrensel bilgi üretmiyor.

— Mutlak anlamda iyiler ve mutlak anlamda kötüler diye bir şey yok. Ben ters bir şey söyleyeceğim. Allah’a şükür ki polarizasyon var. Bu polarizasyon çift kanallı değil, çok kollu bir kutuplaşma. Ben bugünkü polarizasyonu 1990’larda neredeyse aynı çizgide yayın yapan medyaya tercih ediyorum. Bu kadarcık bir değişimin bile Türkiye’de yaptığı gelişimi görebiliyoruz. 1990’lı yılların başına kadar Türkiye’de belli bir kesimin, Türk medyasının büyük bir bölümünü yönettiğini biliyoruz.

— Tüm bu demokratikleşmeye rağmen, şu anda Türkiye’de ve dünyada hala medyada temsil sorunu yaşandığını düşünüyorum. Dünya basını da bu temsil sorununu yaşıyor. Çok küçük bir kesimin kamunun fikrini nasıl etkilediğini görüyoruz.

— Bütün hastalıklarına rağmen, Batı medyasını daha sahici buluyorum. Türkiye’deki gazetelerde, “Falanca gazetecimiz falanca partiye üye olmuştur. Bu sebeple kadromuzdan çıkarılmıştır,” denebiliyor. Bunu da deklare ederek yapıyorlar. Oysa ki Amerika’da bir gazetede, “Biz Obama’yı destekliyoruz. Biz bu düşünceyi savunuyoruz ve bizi buna göre okuyun,” diyebiliyorlar. Kimi okuduğunuzu bilmeniz daha sağlıklıdır diye düşünüyorum.

— Oysa Türkiye’de objektivite oyunu oynamak objektiflikten daha iyiymiş gibi düşünülüyor. Halbuki, her kim “Tarafsızız ve her düşünceye eşitiz,” diyorsa bu doğru değil. Bizim bir taraflılığımız var; bunu saklamıyoruz. Biz Today’s Zaman olarak tarafız: Demokrasiden tarafız, özgürlüklerden tarafız, gazetecilik etiketi altında başka şeyleri yapanlara karşı cephe alanlardan tarafız… Kim ki, “Biz objektif gazetecilik yapıyoruz. Her fikre eşit yaklaşıyoruz,” diyorsa, bilin ki bu doğru değildir.

— Batıyla Türk medyasını ayıran unsurlardan biri, orada kimin ne olduğunu biliyorsunuz; her şey tanımlı ama Türkiye’de her şey tanımsız. Türkiye’de bir gazeteyi okuduğunuzda neyle karşılaşacağınızı bilemiyorsunuz. Bizde yarı mainstream, yarı Bulvar gazetesi, yarı müstehcen yarı aile gazetesi olabiliyor gazeteler.