0

Media School 2013 / 5th Week: “Becoming a Columnist: the Art of the Op-Ed”

Sorry, this entry is only available in Türkçe.

 

 

FEHMİ KORU, STAR GAZETESİ KÖŞE YAZARI

Kalemlerin kılıç gibi kullanıldığı bir ortamdan geçiyoruz

İçinde yer aldığım mesleğin bir okul halinde sizlerin de ilgisiyle devam etmesi mesleğimin geleceğiyle ilgili olumlu düşüncemi oldukça pekiştiriyor. Bugün sizlerle konuşacağım konu köşe yazarlığı.

Şu sıralarda kalemlerin kılıç gibi kullanıldığı bir ortamdan geçiyoruz. Dolayısıyla acaba ben de böyle kan dökücü bir köşe yazarı mı olacağım diye endişelenmeniz çok normal. Son iki haftadır okuduğunuz köşe yazarlarını unutun. Önemli bir meslektir köşe yazarlığı. Haberler de önemli, evet, ama iletilen haberlerin doğru yorumlanması da önemli.

Köşe yazarlığı yurtdışında çok önemli değilmiş gibi düşünülse de onbeş günde bir, haftada bir yazanlar artık her gün yazmaya başladılar. Dolayısıyla yurtdışındaki trend yavaş yavaş bizimkine benzemeye başladı.

Haber akışı içerisinde insanlar haberleri çeşitli yerlerden ediniyorlar; televizyon gibi, sosyal medya gibi… Ancak o olayların, haberlerin yorumlanması gerekiyor. Bizim konumuz bu.

A gazetesi yazmazsa B gazetesi yazıyor

Hiçbir şeyin gizli kalmadığı bir dünyada olduğumuz için bizim haberimiz haber yapılmıyor diyenlere inanmıyorum. A gazetesi yazmasa B gazetesi yazıyor. İnternette gündeme taşımanız bile yeterli.

Amerika’da da artık gazeteler kapanıyor, bunun yerine çok canlı bir internet medyası oluşuyor. Uzun uzun verilemeyen haberler sitelerde rahatça yayınlanıyor. İşini kaybedenler ayrılıp internet sitelerinde gazetecilik yapıyorlar.

İnternet sizin için daha da önemli olacak

Önümüzdeki dönem, internet sizin için daha da önemli olacak. Amerika’da iki yıl önce genç bir kadın gazeteci 200 dolara kurduğu internet sitesinde, Edward Snowden’ın çaldığı gizli belgelerle gündeme getirdiği konuyu tek başına, sadece kendi araştırmalarına dayanarak gündeme getirmişti.

Dijital medya bizim için geleneksel medyanın yanında bir çıkış noktası durumunda. Alternatif medya organları bugün var, yarın daha da önemli hale gelecek.

Reklam gelirlerinin mecra değiştirmesiye değişen denklemler

2007 yılında Amerika’da 50 milyar dolarlık reklam gelirinin 47,5 milyarı, yani %97’si gazeteler ve dergilerden gelirken, 2012’de reklam gelirlerinin sadece %47’si geleneksel medyadan gelmektedir. Bu ister istemez denklemleri değiştiriyor. Amerika’da da gazete satışları yavaş yavaş düşüyor, dijital medya daha fazla tercih ediliyor. 2011’de Amerika’da gazetelerin cirosu 35 milyon dolarken sadece Google’ın reklam cirosu 37 milyon dolar!

Geleneksele karşı dijital medya

Geleneksel medya yanında en fazla görüş belirtmeyi sağlayan platform alternatif, dijital medya. İnsanlar acaba beni filanca gazete köşe yazarı olarak alır mı diye düşünmek yerine, fikirlerimi hangi platformda paylaşayımı sorguluyor.

200-300 dolara oluşturduğunuz altyapıyla 300 milyon dolar eder bir internet sitesi oluşturabiliyorsunuz. Huffington Post, Washington Post’tan daha çok para ediyor mesela. İngiltere’de Daily Mail gazetesi batmakta olan bir gazete haline gelmişken internet gazeteciliğine yatırım yaparak varlığını sürdürüyor.

Sosyal medyanın etkileri

Artık sosyal medya sayesinde insanların 140 karakterle fikirlerini paylaşabildikleri bir dünyada köşe yazarlığının sona ereceğine dair yanlış düşünceler var. Geleneksel medyadaki daralmalara rağmen farklı mecralar daha da büyüyerek gelişiyor, böylelikle köşe yazarlığı da gittikçe büyüyor ve çeşitleniyor.

Bugün bir gazetenin maksimum 50 köşe yazarı olmasına rağmen internet sayfalarında 3000 blog yazarı olabiliyor. Sonuçta bir gazetenin tirajı için okur kitlesine hitap etmesi çok önemli olduğundan internette çok okunan blog yazarları köşe yazarı olabiliyor.

Çok sayıda yazar olduğundan rekabetin de arttığını söyleyebiliriz. Eskiden edebiyatçılar köşe yazarı oluyordu. Bir araya gelip tartıştıkları konuları yazılı hale getirirlerdi. Artık sürekli akan haberler köşe yazarı denilen yorumcuyu bunları nasıl değerlendireceği konusunda zora sokuyor. Daha renkli, daha cazip ve farklı yorumlamanız gerekiyor. Dolayısıyla köşe yazarının işi gittikçe daha da zorlaşıyor.

İnternet sayesinde istediğiniz gazeteleri okuma şansınız artıyor, ancak aynı zamanda sizin hatanızı ölçecek insanların sayısı da artıyor.

Bilgi kirliliğine dikkat!

Artık kaynaklara erişmek de çok kolay; binlerce kitaba sahip olmanıza gerek yok, hepsini tabletinize toplayabilirsiniz. Kaynaklar arttıkça yanlış bilgiye ulaşma olasılığı da artıyor. Bilgi konusunda dikkatli ve seçici olmak gerekiyor.

İşin sırrı: Berrak zihin ve açık fikirlilik

Köşe yazarlığı berrak zihne sahip olmayı ve açık fikirli olmayı gerektirir. Düşüncelerinizi derleyip toplayıp akıcı bir köşe yazısına dönüştürebilmeyi becerebilmek lazım. Mutlaka başta hatalar olacaktır, bu işin ustalığı süreç içinde gelişiyor.

Eskiden (bundan 50-60 yıl önce) köşe yazısını gazeteye bizzat götürürdü yazarlar. Şimdi beş-altı ay boyunca yazdığı gazeteye uğramayan yazarlar var. Teknoloji bu noktada önemli bir araç.

Soru: Köşe yazarıyla çalıştığı medya grubunun patronu arasındaki ilişki nasıldır? Köşe yazarı patronun ideolojisini mi temsil eder, yoksa kendi fikirlerini mi yansıtır? Bir diğer soru da köşe yazarının işi bırakışı nasıl olur?  Bu işten emekli olunuyor mu?

Cevap: Eskiden “Şu kişinin kalemi kuvvetlidir” şeklinde işe alınırdı. Bunun emekliliği 80 yaşına veya belki ölene kadar sürerdi. Ama gerçekten üretkenliği bittiği anda gazeteciliği bırakması en doğrusu. Benim daha önce hep okuyup sonra bana daha fazla bir şey veremediğini fark ettiğim köşe yazarları var.

Köşe yazarları için siyasi baskı durumu elbette var olabilir, kendini dolaylı da olsa hissettirir. Patronlarla olan ilişkim yok denecek kadar azdır. Sonuçta patronlar o kadar yatırım yaptıkları gazetelerinde kendi görüşlerine yakın yorumların yapılmasını isteyecektir. Ama köşe yazarının kendini özgür hissettiği bir alan da olması gerekir. Sürekli aynı çizgide aynı haberlerin çıkması da gazeteyi bitirir. Eskiden her başyazarın yazısı gazetenin genel çizgisini gösterirdi. Oktay Ekşi’den sonra bu bitti.

Twitter gazeteciliği

Yeni oluşan trendlerden biri de Twitter gazeteciliği. Çıkan bir haberle ilgili Twitter’daki yorumlardan esinlenip ertesi gün yazısında kendi fikriymiş gibi lanse eden köşe yazarları var. Ben bunu riskli buluyorum, çünkü aldığınız yorumlar yanlış bilgiye dayandırılmış olabiliyor, çok dikkatli olmak lazım.

Benim kendime ait Twitter hesabım var; gazeteden bir arkadaş orada yazılarımı paylaşıyor, kendim girmiyorum. Bir olayın akabinde sosyal medyada hemen fikir açıklamak yerine serinkanlılıkla ertesi günkü yazımda paylaşmak daha anlamlı geliyor bana.

Soru:  Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda bir sorun olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevap: Ben bugünkü basının Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar özgür olduğunu düşünüyorum. Tutuklu gazeteciler var elbet de, ama onların içeride olmasının nedenleri farklı. Ahmet Şık gibi isimlerin içeride tutulmasını zaten hiç anlamlandıramıyordum ama neyse ki yargı geç de olsa hatasından döndü.

Dediğim gibi şu anda köşe yazarları bir savaş halinde. Gazeteciler özgür olmalılar ama tüm dünyada olduğu gibi bizim de yasal sınırlarımız var. Ayrıca yargılanmak ömür boyu mahkum olmak anlamına gelmiyor. Bana göre bir siyasinin gazeteciyle ilgili sorunu için yargıya başvurmasında bir sakınca yok. Bugün İngiltere’de 200 gazetecinin yargılandığı bir dava var, aralarında genel yayın yönetmenliği yapmış insanlar da var. Başkasının mahremiyetine burnunu sokarak yasaların suç saydığı eylemlere de girmişler.

Soru: Günlük hayatınız nasıl ilerliyor?

Cevap: Sabah bizim gazeteleri ve takip ettiğim yabancı gazeteleri okuyorum.

Soru: Taraf’ın yayınladığı MGK belgeleri yüzünden hakkında dava açılması konusunda, sizce devletin işlediği suçu basına yansıtmak suç mudur?

Cevap: MGK ile ilgili haberler daha önce de yapılıyordu. Bu kez belge açıklandı. Belki, yasak belgeyi sunmadan haber yapsalardı dava açılmazdı. Yasada ‘MGK kararları yayımlanamaz’ diye bir kural varsa yayımlanamaz. Yargı bu işler için var. Birilerinin yargıya başvurması dert edilmemeli. Bizi ancak yargının nasıl davranacağı ilgilendirir.

Soru:  Sizin önünüze gizli bir belge geldiğinde yayınlamama kararı almayı gazetecilik mesleği açısından etik buluyor musunuz?

Cevap: Evet, çünkü gelen belge güvenilir olmayabiliyor ve yalan bir belgeyi yayınladığınız takdirde başınıza büyük bela açabiliyorsunuz. Emin olup öyle yayınlamak veya genel yayın yönetmeniyle paylaşmak gerek.

Önünüze hazır gelen belgeleri yayınlarsanız, o belgeleri bavulla önünüze koyanlar yarın başka şeyler isterler. Meslek hayatımın başında bir prensip kararı aldım, kendiliğinden masama gelen hiçbir bilgiyi / belgeyi yayınlamadım. Çünkü yönlendirme olabiliyor. Hep araştırıp kendi bulduklarımı yayınladım.

Soru: Sizce bir köşe yazarının dün yazdığı yazıyla bugünkü arasında nasıl bir bağlantı olmalıdır? Eğer görüşlerinde değişiklik olduysa bunu yazılarında ne ölçüde belli edebilir?

Cevap: Normalde herkesin belli bir çizgisi vardır. Elbet de insan gelişen bir varlıktır. Ancak çizgi kırılmaları, zikzaklar, dün kara dediğine bugün ak demeler dikkat çeker. Polemikler bu işin tadı tuzu ve en güzel tarafı.

Soru: Bir köşe yazarı her konuda yazabilir mi, uzmanlaşması mı gerekir?

Cevap: Her şeyi yazıyor gibi görünsek de ilgi alanımıza giren konuları seçiyoruz.