0

Media School 2013 / 5th Week: “Becoming a Brand through Editorial Choices”

Sorry, this entry is only available in Türkçe.

 

KÜRŞAT ÖZMEN, NTVMSNBC.COM HABER MÜDÜRÜ

Ben bu mesleğe asistan editör olarak başladım. Profesyonel hayata yaklaştığım andan itibaren internet haberciliği ile ilgilenmek istedim. Bir gazetede çalışmak elbet de çok keyifli ama internette çalışmak ayrıca çok keyifli ve heyecanlı, ayrı bir temposu var çünkü.

Editör haber mutfağının şefidir

Batılı anlamda editör demek hemen hemen işin her şeyi demek, fakat ülkemize geldiğinde işler biraz değişiyor; kurumsallaşma ülkemizde çok yerleşmediği için sorunlar yaşıyoruz.

Editör haber mutfağının şefi, yemeklerin hazırlanmasında, sunulmasında, servis edilmesinde bütün sorumluluğu üstlenen kişidir.  Ama gene de bu mesleğin odak noktasının muhabir olduğunu unutmamak gerekiyor. En başta editörün bunu unutmaması şart.

Muhabire gereken önemi vermek

Muhabirlerin isimleri çoğu zaman anılmaz.  Oysa bu mesleğin özünde,  haber üretiminin en birinci noktasında muhabir vardır. Eğer ki şu anki işimizi geleceğe taşımak, tam anlamıyla sorumluluklarımızı yerine getirebilmek istiyorsak, muhabire gereken önemi vermemiz gerekiyor. Bu da en çok editöre düşüyor.

Bir editör, akşam işten çıkana kadar gelen haberlerle, tüm gününü başkalarının hayatını yaşayarak geçirir. Eğer bir editör olmak istiyorsanız başkalarının hayatını yaşamayı, onlar adına düşünmeyi ve onları başkalarına anlatmanın sorumluluğunu kabul etmeniz gerekiyor.

İşe yabancılaşma

Her işte olduğu gibi bu işin de bir handikapı var: İşe yabancılaşma. Editör haberleri alırken sunumunu düşünür ama bu çok büyük bir handikap. Başkalarının hayatını yaşarken onların sorumluluğunu da unutmamak gerekiyor. Biz eğer kamu hizmeti yapıyorsak, bahsedildiği gibi 4. Güç isek, bu handikaplara karşı uyanık olmalıyız. En başta insanız, gazeteci değiliz.

Editörün görevi: Dengeyi sağlamak

Editörlerin rollerini az çok biliyorsunuz: Servislerden ve muhabirlerden gelen her türlü şeyi düzenlemek, düzeltmek, yeri geldiğinde kısaltmak, yeri geldiğinde yeniden yazmak,  malzemeleri lezzetli hale getirmek.

Editör olduğunuz zaman belki aşağı doğru hiyerarşide birkaç basamak yükseliyorsunuz ama yukarıya karşı da sorumluluklarınız artıyor. Bu hiyerarşik tabloda ben editörü yeri geldiğinde politik olması gereken biri olarak görüyorum.

Muhabirler heyecanlıdır. Muhabirler heyecanlı, meraklı olmalı. Her şeyi hemen yapmak istemeli, büyük hedefleri olmalı. Bunun yanı sıra yukarıdan da pek çok nokta işler, bazen grup için, bazen o medya grubunu bakış açısıyla ilgili işler istenebilir. Editörün bir görevi de bu ikisi arasında bir denge tutturmaktır. Bir editör bu anlamda politik olmalı, “office politics” dediğimiz şeyi iyi yönetebilmeli, kriz yönetimlerini iyi yapabilmeli… “Office politics” her yerde var. Bunu işimizin bir parçası olarak kabul edersek daha rahat çalışırız.

İnternet haberciliğinde Editör olmak

İnternetin ve sosyal medyanın da etkisiyle, haber nedir, artık çok da emin olamıyoruz. Eskiden haber olan şeyler artık haber değil, ya da olmayan şeyler artık haber. Bunu her iki anlamda da yaşıyoruz; hem iyi anlamda, hem kötü anlamda.

Günümüzde haber denilen şey; hayatımıza giren, hayatımızı ilgilendiren, insanlara temas eden her şeydir bence artık. Bunun çizgilerini tekrar çizmeye gerek yok. İnsan haklarını ihlal etmeyen, kişilik haklarını rencide etmeyen temel kurallarla sınırlayabiliriz.

Haber tercihlerinde dikkatli olmak

Bunca haber karmaşası içerisinde özellikle bize, mutfakta olan kişilere düşen şey, eğer ki editoryal tercihlerle bir marka yaratmaksa bizim sorumluluğumuz; bu haber tercihlerinde çok daha dikkatli olmak, zihnimizi açık tutmaktır. Önce aslında temsil ettiğimiz markanın nasıl bir marka olduğunu bilmemiz ve ona göre hareket etmemiz gerekiyor.

Editörün görevi: En sıkıcı haberi bile  ilgi çekici hâle getirmek

Bütün mecralar içerisinde en kolay ölçülebilen mecra internet mecrasıdır.  Bir haber seçimine verilen tepkiyi ben haber müdürü olarak anında görebiliyorum.   Burada dikkat etmemiz gereken nokta; karşımızdaki kitlenin bizim gibi haber üzerine çok fazla düşünmek zorunda olmadığıdır. Onlar tamamen algılarına göre hareket ediyorlar. Editörün görevi, bir haber ne kadar sıkıcı olursa olsun, onu anlaşılır ve daha fazla kişinin ilgisini çekecek hâle getirmektir.  Bunu yeri geldiğinde başlıkla, grafikle, görselle yaparsınız. Sizin önce haberi bulup, sonra o haberi anlaşılır ve ilgi çekici hale getirmektir birincil göreviniz.

Kamusal görev: Doğruya ulaşmak

Bazen daha fazla insana ulaşmak, ilgi çekici yapmak için haberin başlığını, içeriğini marjinalleştirirsek gerçek bilgiyi gözden kaçırırız. Bu hatadan kaçınmak iki saniyelik bir iş. Haberi aldığınızda sıyrılıp tekrar düşünmeniz gerekiyor: “Benim başıma gelseydi ve haber böyle sunulsaydı ben ne hissederdim?” Bu sorgulamayı yapmanız gerekiyor.

Bu çok yorucu bir iş -işin zaten kendisi yorucu- ama size yüklenen kamusal görev nedeniyle bu tür bir sorgulama yapmanız da şart. Bizim görevimiz aslında yorularak insanların yorulmamasını sağlamak; haberin içinde boğulmalarını, kaybolmalarını önlemek.

Haber toplantılarında yüksek sesle düşünmek

Bu yüzden aslında haber merkezi denilen yerde, yazı işlerinde, insanların yüksek sesle konuşması gerekiyor. Bu yapıldığında doğruya daha çabuk ulaşılabiliyor. Bu tür toplantılarda çok kavga olabilir. Bu kavgaları çok fazla kişiselleştirmemek gerek. “Başlığı atınca her şeyi geride bırakacağız” çok eski  bir yaklaşımdır. Doğru tarafları var ama bence yanlış tarafları da var. Haber merkezinde bazen heyecanla ne söylediğimizin farkında olmayabiliriz, insanlar alınabilir, siz de alınabilirsiniz. Ama eskiler hep böyle çalışmış.

Egonuzu işin merkezine oturtmayın

Haber toplantılarında yüksek sesle düşünmek, bir topluluk olarak hareket etmek gerekir. Bu işin  takım çalışması boyutu çok önemli. Editörün bu takım çalışmasında kendini nasıl konumlandırdığı ve bu takım çalışmasına yaptığı katkı çok önemli. “Office politics” dediğimiz şey, fikirlerin, bulunduğumuz bina içinde doğru dolaşımını sağlamak, açık fikirli olmak, kendine güvenmek ve başkalarına güvenmekle alakalı. Ancak bu duygularla ilerletebiliriz bu işi. Çünkü iddialı bir iş yapıyoruz.

Kabul edin ya da etmeyin, çoğunuz bu işi egonuz için yapıyorsunuz! Bu işin en büyük motivasyon kaynağı kendinizi göstermek. Başlangıç motivasyonunuz bu olabilir, ama işin merkezine bunu oturtursanız çekilmez biri olursunuz! Kendinize başka motivasyonlar bulmalısınız. Merak denen şeyin peşinden koşmak bence daha heyecanlı.

İnternetle değişen habercilik

Ben bir editör olarak bu mesleğe başladığımda, başlıkları kendimiz için atıyorduk. Çünkü biz ağabeylerimizden, ablalarımızdan böyle öğrenmiştik. Başlık atmak önemli bir meseleydi. Sonra zamanla reyting sorunu ortaya çıktı, bu defa insanlar için başlıklar atılmaya başlandı; insanların ilgisini çekecek başlıklar… Şimdi ise başlıklarımızı makinalar için atıyoruz; arama motorlarının algoritmalarına göre haberimiz daha üstte çıksın, daha çabuk ulaşılsın, görülsün diye. Bu örneği veriyorum çünkü 10 yıl öncesinden daha farklı bir kitle ile karşı karşıyayız.

Eğer bir haber önemliyse gelir beni bulur diyen çok önemli bir kitle var. Çok farklı kaynaktan her türlü habere ulaşan bir kitle bu ve bu kitleye karşı çok daha dikkatli davranmalıyız. Dolayısıyla haber seçimini, haber sunumunu yaparken bu kitleye göre yapmamız gerekiyor.  Yaptığınız işi boyutlandırmanız lazım. Bu bahsettiğim şeyi yapabilmek başka bir yükümlülük de getiriyor: İnsan kalitesi gerekiyor.

Mecra değişince davranış değişiyor

Kitleyi tanımanız çok önemli. İnsanlar mecra değiştirdiklerinde davranış farklılığı gösteriyor. Kendinizi düşünün: İnternete geçtiğinizde çok farklı davranabiliyorsunuz. Magazinel haberlerin öne çıkması aslında hep bundan. İnternete geldiğinizde artık yalnızsınız; bütün biriktirdiklerinizle, algılarınızla başbaşasınız. Dolayısıyla orada farklı bir davranış sergileyebilirsiniz.

Yaptığımız işin özü algıları yönetmek

Algıları yönetmek bizim yaptığımız işin özü. Dolayısıyla insanların algılarını çok iyi takip etmek gerekiyor. Biz gazetecilerin bir gündemi var, insanların da farklı bir gündemi var. Yaptığımız işe dışarıdan bakmamız çok önemli.

Haberinizi yazarken bir yandan da okuyacaksınız. Yazmanın bir şehveti var; bu şehvete kapılırsanız, yaptığınız işin içinde kaybolursunuz.

Haber çok pahalı bir iş. Mesleğimizin finansal çerçevesi değişiyor, değiştiği için de bazı alanlar daralıyor; biz de buna karşı pozisyon almak zorundayız. Müşteri, kâr, pazarlama, hedef kitle, reklam bu sözcüklerle barışmamız gerekiyor.