0

Media School 2013 / 4th Week: “Citizen Journalism”

Sorry, this entry is only available in Türkçe.

 

İSMAİL HAKKI POLAT, KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ YENİ MEDYA BÖLÜM BAŞKANI

Herkesin akıllı telefonunun olduğu bir dünya

Artık herkesin akıllı  telefonu olmasının sonucunda  çok fazla paylaşım var. Son Papalık seçimindeki cep telefonu kullanım oranlarına baktığımızda, Papa seçildiğinde medyaya yurttaş gazeteciler tarafından çok önemli sayıda bilgi akışı sağlandı. Youtube’da şu an bir dakika içerisinde 5 milyon video izleniyor. Eskiden biz bu paylaşımları haber olarak algılardık. Fakat artık haber noktasından içerik noktasına gidiyoruz ve anlam kaybolmaya başlıyor. Siber mekân dediğimiz yeni bir iletişim ortamı doğuyor.

Yeni bir çağ, yeni bir kuşak

Benim dedem ile ilişkim aşağı yukarı aynı şekildeydi. Fakat şu an benim kızım ile olan ilişkim çok farklı. Çünkü onun kullandığı aletler ve bilgi alacağı mecrâlar çok farklı. Artık yeni bir çağ, yeni bir kuşak var. “Deden öldü” diyorsun, “Başka canı yok mu?” diyor çocuk. Bu çağı en iyi “dijital yerliler” (bu teknolojinin içine doğmuş olanlar  anlar. “Dijital göçmenler” ise (sonradan bu teknolojiyi kullanmaya başlamı olanlar) onu anlamakta zorluk çeker.

Televizyonların yerini tablet, akıllı telefon gibi etkileşimli ekranlar almaya başladı. Türkiye’de 15 Mayıs 2011 tarihinde internet sansürüne karşı yürüyüş yapıldı ve 60 bin kişi katıldı. Basın özgürlüğü için yürüyüş yapılacak dediğimizde Galatasaray Meydanı’na 100-200 kişi toplanıyor. Doğalgaza % 1000 zam geldi deseniz kimse dışarı çıkmıyor. Ama insanların internetini elinden aldığınız zaman insanlar sokaklara dökülüyor.

Değişim: Tarih, kültür, toplum, yaşam…

Çağ dediğimizde aklımıza şunlar geliyor; ilkel çağ, tarım çağı, endüstriyel çağ ve en son yeni bir çağa girdik. Ama bu yeni çağın ismini koymakta hep acele ediyoruz. 1940-1950’lerde atom çağı dendi. 1960’larda uzaya gidilmeye başlandı, uzay çağı dendi. 1970’lerde ilk bilgisayarlar çıktı, hemen bilgi çağı dendi. Sonra internet geldi ve bilgi iletişim çağı deniyor. Bence sürekli devinen bir şey olduğu için adını koymakta acele ediyoruz. Bilgi-iletişim ikilisine medya ve içerik de eklendi. Yeni çağ bunun için deniliyor zaten. Çünkü yeni, eski olmayan ve farklı olandır. Belirsizliği ifade eder.

Bizi yeni çağa götüren etkenler nelerdir? Biz tarım çağında köylerde yaşıyorduk. Endüstri çağında köylerden şehirlere geldik. Şehirler daha fazla kitleleri çekmeye başlayarak büyüdü; bir iki şehrin üst üste gelmesi ile büyük şehirlerden, metropollerden söz etmeye başladık. Metropollerin en büyük sorunu kişi başına kullanılan alanın azalması. Bunların sonucu olarak çekirdek aile yapısını kaybediyoruz. İnsanların daha çok kendilerine ait bir alanda yaşamak istemesinden dolayı birey noktasına doğru gidiyoruz.

Tarım çağında doğada serbestçe yaşarken, endüstri çağında iş, okul, binalar arasında gidip gelmeye başladık. Endüstri çağı sonrasında bu binaların içindeki mapusluğumuzu, bu ekranlar üzerinde tekrar yeni bir özgürlüğe çevirmeye çalışıyoruz.

“Ekrana bakan metropol birey”

Yeni çağın karakterini belirleyen en önemli şey metropolde yaşayan ve ekranlar arasında gidip gelen birey.

“Ekrana bakan metropol birey” dediğimiz yepyeni bir insan profili var. Bu bireyler teknolojiyi etkin kullanan, sanal, çok kimlikli kişiler. Ayrıca etkileşimliler; yalnız ama sosyaller, duygu ve düşünce üretip tüketiyorlar, paylaşımcılar, açık ve şeffaflar.

Dijitallik bu bireylerin özelliklerinden birisi. Birleri ve sıfırları çok iyi kullanıp oradan kendisine bir dünya ve kimlik yaratıyorlar. Bu bireyin önemli özelliklerinden bir diğeri, siber mekânda etkileşim. Bundan, yalnız ama sosyal olma durumu ortaya çıkıyor. Bilgisayarın başında yalnızız ama milyarlarca insan ile sosyalleşme durumumuz var. Belki eski değerlerimiz ile bunu asosyal olarak değerlendiriyoruz ama bu yeni bir sosyalleşme biçimi.

Burada duygu düşünce tüketimi de başlıyor. Duygu ve düşünceler tükenmeye başladıkça biz daha çok paylaşmaya çalışıyoruz. Belki de insanlar kendi fiziksel kimliklerinden koparak, sosyal medyada ideallerindeki kimliklerini ortaya koyuyorlar. Sosyal medya bazen şeffaflaştığımız, bazen insanları yanılttığımız, bazen kendimizdeki beğenmediğimiz noktaları törpüleyip onları gizlediğimiz, fakat kendimizle ilgili olumlu olarak düşündüğümüz yanları ise ortaya koyduğumuz ve yansıttığımız bir mecra oluyor.

Çoklu işlem nedeni ile odaklanamama problemi yaşıyoruz.

Kâğıdı tablete dönüştürmek yeterli değil

Geleneksel medya tarafından düzen olarak görünen şey kâğıttan tablete, tv’den mobil tv’ye  geçmek sanılıyor. Fakat web site, blog, mobil  uygulamalar gibi mecraların farkında değiller. Yeni medya, yeni bir yayıncılık anlayışı getirdi. Kâğıdı tablete dönüştürmek yeterli değil.

Yayıncılık inisiyatifi artık bireye geçiyor.  Yurttaş gazeteciliğinin çıkış noktası da tam olarak budur. İçeriği artık sadece yayıncı değil, birey de üretiyor. İçerik artık durağan değil, akışkan; kontrollü değil, viral.

Etkileşimli bir dünyada yeni arayışlar

Eskiden etkileşim yoktu ve bir köşe yazarı sırça köşkte padişahdı. Ama şimdi internete o yazı girildiğinde eleştirmeler başlıyor ve ondan daha iyi bilenler çıkabiliyor. Sürekli katılım sağlanıyor. Bazı geleneksel gazeteciler köşe yazılarının altına yapılan yorumları bu yüzden kapattırdılar.

Yeni medya dünyasının haber odağından çıkıp içerik odağına gelen, pasif izleyenden çıkıp etkileşimli ve aktif duruma gelen ve artık kitlesel gündem değil de yerel gündemler ile uğraşan; kendi  kişisel gündemini yerelleştiren veya kişiselleştiren bir durumu var.

Artık kişiselleştirebildiğimiz hizmet ve ortamların peşindeyiz. Yeni medyanın ruhuyla kişisel içerikleri en uygun formatta öyküleştirmek mümkün.

Harita, geleneksel medyanın hiç kullanmadığı fakat yeni medyanın en çok kullandığı uygulamalardan  birisidir. Türkiye’de Van depremi sırasında “enkaz olan yerleri kırmızı renk ile pinleyelim, afet ekipleri orada çalışmaya başladığında sarıya dönsün ve işlem bittiğinde yeşile dönsün” istedik ama tam anlamıyla uygulayamadık.

Yeni medya düzeninde gazete değil gazetecilik önemlidir.Gazeteciliği iyi bilenler iyi birer yurttaş gazeteci olurlar.